İNŞİRAH

1/9/2009 -Kategori: Islam

-İNŞİRAH-
 
 
 
sende canlanmaya  yalvarmaya geldim Hara düştüm dilime kan değdi yüreğime od.Dara düştüm Ey Rab bana bir inşirah..Ah-u efganımı bir dinleyiver  bu gece çok karanlık katran karası olmuş göğsümü bir açıver  Daraldım Bir bakıver.
 
 
Biz senin göğsünü açıp genişletmedik mi?
 
                 (inşirah)
 
 

Genişlettin ey yar! Dünyadan bunaldığım her vakit yağmur yağmur yüreğime..damla damla gözlerime düştün.Semalarda yerim yok bilirim arşlardan ta ki gönlüme düştün.Yaralar bedenimde yol çizerken adeta.tuz değil .sen gönlüme tılsım sürdün.Dünya zemininde ayaklarım kayarken bir bilinmezliğe, tut nolursun bırakma bilmediğim alemlere…Gece ve ben iki biçare yine kapındayım.Soluklanmak istiyorum Ya Rab
 
 
 
Gece yeminli konuşmuyor benimle.Gece küskün bana. yalnız bıraktım onu gelirim diye.Gitmedim ona Ya Rab.. Geceler bensiz geçti.seccadeler eşsiz.yıldızlar yoldaşsız kaydı.Geceye söz verdim gelirim diye.gitmedim.İhanetim var ona..Gece yeminli..Ben sana bugün yalnız geldim.
 
 
Terkedilmiş sevdaların mekanından geliyorum.Yıllanmış sevgilerin koynundan.Ayrılıklardan geliyorum.Yalnızlıktan…Gönlümün tenhasından geliyorum.Gecenin günahlarımı örtmeyen mahremiyetinden geliyorum.Dünyanın arkamdan yırttığı gömleğimle.Kimsenin duymadığı ama kulağımı çınlatan aff sesleriyle geliyorum.
 
 
 
Ademin utangaç bakışlarıyla Nuhun terk-i diyarıyla bir yunus affı edasıyla geliyorum.Daraldım Ya Rab!  kabul  ümidinin ferahlığıyla geliyorum.Yüreğim üşüyor artık mahşeri bir yalnızlıkla geliyorum.Aç Ya Rab nolursun aç göğsümü tekrar bir köz değdir.İçimin vahalarından kurtar beni.İnşirah inşirah inşirah…ayet ayet genişlet beni.
 



"Yükünü senden alıp atmadık mı? O senin belini büken yükü .
 
                     (inşirah)

Attın ey yar  Ben bilemedim yükümün azaldığını ama sen hafiflettin beni.Dünyanın omuzlarıma yüklediği bu ağırlık  yüzümü yere düşürmeye başlamışken bu yükü benden alarak belimi sen doğrulttun.Rükuya eğilen bir beden senin karşında yüce makama erdi.Secdeye değen baş merhametinle sana erdi.Oysa ben bilemedim.Kirlenmiş yüreğimle sözlerimi dünyaya aşina ettim kapıldım bu misafirhanenin işvesine.
 
 
Şimdi temaşa bile edemiyorum masivayı.Aydınlanmıyor gözlerim yeşermiyor kırık düşlerim.Yoksa Ey Rab ben sen olan benliğimi çoktan mı tükettim…Züleyha kadar günahkarım Yusuf kadar masum olmak isterdim oysa ama ben düştüğüm zindanda ezilecek kadar günah topladım.yüküm ağır…Tüm zerrelerim affına sığındı…Mecalsizim hissizim bir o kadar da cahilim…Al yükümü Ya Rab nolursun al belimi büken bu yükü tekrar hafiflet beni.Doğrult ki beni yüzüm sana dönebileyim.Elimi sana açabileyim.İnşirah inşirah inşirah…ayet ayet doğrult beni.
 
 


"Senin şanını ve ününü yüceltmedik mi?
 
                    (inşirah)

Yücelttin ey yar  En şerefli varlık olarak açtım dünyaya gözlerimi.Mahlukata halife eyledin.İns-an makamında ruhuma can verdin..verdin de ben kıymetimi bilemedim.Aklımı sürgün ettim mantığın hiç uğramadığı yalancı uğraşlara.Her mevsim yağmur yağarken ruhuma nadasa bıraktım kurak gönlümü.Her insan ektiği biçer değil mi Ya Rab  Günah ektiğim bahçelerde kara güller büyüdü kokusuz renksiz.Işığım bir mumun aydınlandığı kadar verdiğim bir aldığım kadar fakat ben olamadım bir senin bana biçtiğin değer kadar.biraz mağrur biraz bizar biraz da kendimi şekva ile geldim.Değersizliğimi bilerek mecruh bir hal ile geldim işte…
 
 
Sen şanımı yüceltirken ben bir o kadar acziyetimle nasır tutmuş ayaklarımla kör olmuş gözlerimle karalanmış hanemle geldim.Kalbimi avcuma sıkıştırarak rengini kimse görmesin diye saklayarak getirdim.Amansızım.dermansızım.fermansızım.Nolursun Ya Rab yeniden yücelt beni gönül gözümden geçir beni.Gözyaşına gark eyle beni eyle ki insan bileyim kendimi.İnşirah inşirah inrişah ayet ayet yücelt beni.
 


"Yalnız Rabbine yönel"


Hayatın koylarından çıkıp senin limanına yöneldim Yar Rab!Sen ki sana gelmeyene dahi lütfederken bilirim geri çevirmezsin beni kapından.Nihayetsiz acziyetimle dünyevi arzuların kıvrımlarından yokuşlu yollarından ben kendimden geçerek sana geldim bu gece. kün  diyerek eyleyiverirsin diye bir ferman ben ahvalimi dökerek sana geldim Ya Rab!
 
Benim sana anlatmaya halimi kelama ne hacet sen beni bilirsin benim halim zaten aşikar.Kurtar nolursun bitsin artık bu esaret
 
 
 Nefsaniyetin haysiyetini huzurda kırmaya geldim.Bakıp görmeyen gözlerimi sende açmaya atıp yanmayan kalbimi sende yakmaya her boşluğa sayan ama her daim seni anmayan dilimi konuşturmaya sana muhtaçlığın şerefini başıma taç etmeye geldim.Sevdası her şeyden ala  nolursun aç yüreğimi ben senden bir inşirah istemeye geldim…İnşirah inşirah inşirah ayet ayet ferahlamaya geldim.Ne ola ahh ne ola Ya Rab  ben sende kalmaya geldim.Bir inşirah ayeti kadar sana yönelmeye geldim…
 
 
 
                                 -İNŞİRAH-

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

SİZ DE Mİ İNANIRSINIZ?

24/6/2009 -Kategori: Islam

BİR TALEBEME, dedim, bir gün söz arasında:

“Peki yavrum, inşallah!”

Hafif gülümsedi, hayretle dedi bana:

“Siz de inanırsınız demek, hocam, Allah’a.”

Ben de gülerek dedim:

“Yanlış sordun sanırım;

Şöyle sormalı idin:

İnanır mısınız siz bir şey’e O’ndan başka?

Hayır, yavrum, inanmam.

Ne bana inanırım, ne sana inanırım.

Ne de bu kâinata.

İnanırım çünkü, ben o bir olan Allah’a.”

Birden şaşırdı, sordu:

“Peki nerede O amma?”

“Gözünün önündeki PERDENİN arkasında.”

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Beni bir takip eden vardı!!!

16/5/2009 -Kategori: Islam

Hazret-i Ömer -radıyallâhu anh-, hilâfeti devrinde Hazret-i Muâz’ı, Kilâboğulları aşîretine gönderdi. Devlet hazinesinden ödenmesi gereken paraları ödeyecek, verilmesi ge­reken malları verecek, zenginlerden alınan zekâtları, fakirlere dağıtacaktı.

Muâz -radıyallâhu anh-, üzerine aldığı vazîfeyi en güzel şekilde yapar, gönüller fethederek tatlı hâtıralarla geri dönerdi. Geri döndüğünde ise dünya malı olarak sâdece boynunu toz ve güneşten korumak için kullandığı atkısı olurdu. Bu atkı zaten, giderken de üzerinde var olan bir atkıydı.

Hanımı dayanamadı, sordu:

“–Böyle bir vazîfe üstlenenler, belli bir ücret alırlar, evlerine de hediye getirirler. Hani hediye nerede?”

Muâz -radıyallâhu anh- cevap verdi:

“–Benimle birlikte hiç yanımdan ayrılmayan bir murâkıp vardı. Her alıp verdiğimi hesap ediyordu.”

Hanımı kızdı:

“–Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- her hususta sana güvenirdi. Ebû Bekir de öyle. Ömer geldi; seninle birlikte murâkıp mı gönderiyor? Her yaptığını tâkip mi ettiriyor?”

Söz, Hazret-i Ömer’in hanımına, ondan da Hazret-i Ömer’e ulaştı. Hazret-i Ömer, Hazret-i Muâz’ı çağırıp sitemle sordu:

“–Ben senin ardından böyle bir murâkıp göndermediğim hâlde duyduklarım nedir yâ Muâz? Benim sana îtimâdım yok mu zannediyorsun?”

Hazret-i Muâz’ın cevâbı pek mânidardı:

“–Ey Mü’minlerin Emîri! Hanıma özür olarak öne sürebilecek ancak bunu bulabildim. Hem murâkıp dediğim, sizin murâkıbınız değil, Allâh’ın murâkabesi idi. Bu sebeple yaptığım hizmetin ecrini zâyi etmemek için câiz bile olsa nefsime âit hiçbir şey alamam…”

Hazret-i Ömer, onun bu sözlerle ne kasdettiğini anlamıştı. Zîrâ Muâz -radıyallâhu anh- nefsine ve dünyâya âit her şeyden müstağnî idi. Halîfe, onu taltif ederek kendinden bir miktar hediye verdi ve:

“–Git bununla âilenin gönlünü al!” dedi.

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Düşmanca Duygular

16/5/2009 -Kategori: Islam

Düşmanca Duygular

Bir kardeşimize darılsak bile, üç günden fazla küs durmayacağız Hele yolda karşılaşınca birimiz bir yana, diğerimiz öte yana başımızı çevirmeyeceğiz İlk önce selâm verenin en hayırlımız olduğunu bileceğiz (Buhârî, Edeb 62; Müslim, Birr 25)


Dargınlıklar asla düşmanca duygulara dönüşmeyecek Pazartesi ve Perşembe günleri yaptığımız işlerin Cenâb-ı Hakk’a arzedildiğini, Allah'tan başkasını tanrı yerine koymayan herkesin o gün bağışlandığını, yalnız din kardeşiyle aralarında düşmanlık bulunanların “Birbiriyle barışıncaya kadar onları bir yana bırakın!” diyerek bağışlanmayacağını hiç mi hiç unutmayacağız (Müslim, Birr 35, 36) Müslümana özel bu ilâhî affı asla kaçırmamak için hiçbir Müslümana düşmanlık beslemeyeceğiz

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Ne Zaman Ağlarsın Kendine?

22/8/2008 -Kategori: Islam

Ağla kendine... Ben Müslümanım deyip de ,islamiyeti yaşamadığında


Ağla kendine...Kardeşlerin aglarken senin kahkaların yükselince, onlar yokluk çekerken sen nimetleri küçümserken
Ağla kendine... Nefsinin arzuları önünde zayıf görünce, günahların önünde mükemmel olunca
Ağla kendine... Münkeri görüp de inkar etmediğinde ,hayırı görüp de hakir gördügünde
Ağla kendine... Film tesirinde kalıp da akıttıgın göz yaşlarına, Kur'an-ı Kerimi duyup da tesirinde kalmadığında
Ağla kendine... Yalan dünyanın peşinde koşarken Allah'a itaatte kimseyle yarışmazken
Ağla kendine... Namazın ibadetten adete, rahatlık saatinden sıkıntıya dönüşünce


Ağla kendine... Eşarbını toplum gereği örtündügünde , seni mecburen setrettiginde

Ağla kendine... Vaktini boş yere heder ettiginde, hesabı bilip de gaflette oldugunda

Ağla kendine... İbadetlerde lezzet ve huzuru bulamadığında


Ağla kendine... Sıkıntılarını hüzne boğduğunda, gecenin yarısına sahip oldugunu bildigin halde
Ağla kendine... Yanlış yolda oldugunu idrak ettiginde , ömrünün çoğu boşa geçtiginde
Ağla kendine... ALLAH (cc) için akmayan göz yaşlarına , ALLAH (cc) için atmayan adımlarına

Ağla kendine... Rabbine güzel bir dönüşle tövbe ederek yeni bir sayfa açarak

Sen de bilirsin ki tövbe kapısı açıktır
Can boğaza gelmedikçe

Ağla ki gözyaşların katılaşmış kalbe bir sel gibi aksın güller açsın yüreklerde
Ağla ki bu dünyada ukbada akmasın gözlerden yaşlar...

Yorum (3) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
« Önceki -

............

............

Son Yazılarım

Arkadaşlarım

Kategorilerim

Bağlantılarım

Designed by In Obscuro