İNŞİRAH
1/9/2009 -Kategori: Islam


Genişlettin ey yar! Dünyadan bunaldığım her vakit yağmur yağmur yüreğime..damla damla gözlerime düştün.Semalarda yerim yok bilirim arşlardan ta ki gönlüme düştün.Yaralar bedenimde yol çizerken adeta.tuz değil .sen gönlüme tılsım sürdün.Dünya zemininde ayaklarım kayarken bir bilinmezliğe, tut nolursun bırakma bilmediğim alemlere…Gece ve ben iki biçare yine kapındayım.Soluklanmak istiyorum Ya Rab

"Yükünü senden alıp atmadık mı? O senin belini büken yükü .
Attın ey yar Ben bilemedim yükümün azaldığını ama sen hafiflettin beni.Dünyanın omuzlarıma yüklediği bu ağırlık yüzümü yere düşürmeye başlamışken bu yükü benden alarak belimi sen doğrulttun.Rükuya eğilen bir beden senin karşında yüce makama erdi.Secdeye değen baş merhametinle sana erdi.Oysa ben bilemedim.Kirlenmiş yüreğimle sözlerimi dünyaya aşina ettim kapıldım bu misafirhanenin işvesine.

"Senin şanını ve ününü yüceltmedik mi?
Yücelttin ey yar En şerefli varlık olarak açtım dünyaya gözlerimi.Mahlukata halife eyledin.İns-an makamında ruhuma can verdin..verdin de ben kıymetimi bilemedim.Aklımı sürgün ettim mantığın hiç uğramadığı yalancı uğraşlara.Her mevsim yağmur yağarken ruhuma nadasa bıraktım kurak gönlümü.Her insan ektiği biçer değil mi Ya Rab Günah ektiğim bahçelerde kara güller büyüdü kokusuz renksiz.Işığım bir mumun aydınlandığı kadar verdiğim bir aldığım kadar fakat ben olamadım bir senin bana biçtiğin değer kadar.biraz mağrur biraz bizar biraz da kendimi şekva ile geldim.Değersizliğimi bilerek mecruh bir hal ile geldim işte…

"Yalnız Rabbine yönel"
Hayatın koylarından çıkıp senin limanına yöneldim Yar Rab!Sen ki sana gelmeyene dahi lütfederken bilirim geri çevirmezsin beni kapından.Nihayetsiz acziyetimle dünyevi arzuların kıvrımlarından yokuşlu yollarından ben kendimden geçerek sana geldim bu gece. kün diyerek eyleyiverirsin diye bir ferman ben ahvalimi dökerek sana geldim Ya Rab!

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
SİZ DE Mİ İNANIRSINIZ?
24/6/2009 -Kategori: Islam
BİR TALEBEME, dedim, bir gün söz arasında: “Peki yavrum, inşallah!” Hafif gülümsedi, hayretle dedi bana: “Siz de inanırsınız demek, hocam, Allah’a.” Ben de gülerek dedim: “Yanlış sordun sanırım; Şöyle sormalı idin: İnanır mısınız siz bir şey’e O’ndan başka? Hayır, yavrum, inanmam. Ne bana inanırım, ne sana inanırım. Ne de bu kâinata. İnanırım çünkü, ben o bir olan Allah’a.” Birden şaşırdı, sordu: “Peki nerede O amma?” “Gözünün önündeki PERDENİN arkasında.”
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Beni bir takip eden vardı!!!
16/5/2009 -Kategori: Islam
Hazret-i Ömer -radıyallâhu anh-, hilâfeti devrinde Hazret-i Muâz’ı, Kilâboğulları aşîretine gönderdi. Devlet hazinesinden ödenmesi gereken paraları ödeyecek, verilmesi gereken malları verecek, zenginlerden alınan zekâtları, fakirlere dağıtacaktı.
Muâz -radıyallâhu anh-, üzerine aldığı vazîfeyi en güzel şekilde yapar, gönüller fethederek tatlı hâtıralarla geri dönerdi. Geri döndüğünde ise dünya malı olarak sâdece boynunu toz ve güneşten korumak için kullandığı atkısı olurdu. Bu atkı zaten, giderken de üzerinde var olan bir atkıydı.
Hanımı dayanamadı, sordu:
“–Böyle bir vazîfe üstlenenler, belli bir ücret alırlar, evlerine de hediye getirirler. Hani hediye nerede?”
Muâz -radıyallâhu anh- cevap verdi:
“–Benimle birlikte hiç yanımdan ayrılmayan bir murâkıp vardı. Her alıp verdiğimi hesap ediyordu.”
Hanımı kızdı:
“–Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- her hususta sana güvenirdi. Ebû Bekir de öyle. Ömer geldi; seninle birlikte murâkıp mı gönderiyor? Her yaptığını tâkip mi ettiriyor?”
Söz, Hazret-i Ömer’in hanımına, ondan da Hazret-i Ömer’e ulaştı. Hazret-i Ömer, Hazret-i Muâz’ı çağırıp sitemle sordu:
“–Ben senin ardından böyle bir murâkıp göndermediğim hâlde duyduklarım nedir yâ Muâz? Benim sana îtimâdım yok mu zannediyorsun?”
Hazret-i Muâz’ın cevâbı pek mânidardı:
“–Ey Mü’minlerin Emîri! Hanıma özür olarak öne sürebilecek ancak bunu bulabildim. Hem murâkıp dediğim, sizin murâkıbınız değil, Allâh’ın murâkabesi idi. Bu sebeple yaptığım hizmetin ecrini zâyi etmemek için câiz bile olsa nefsime âit hiçbir şey alamam…”
Hazret-i Ömer, onun bu sözlerle ne kasdettiğini anlamıştı. Zîrâ Muâz -radıyallâhu anh- nefsine ve dünyâya âit her şeyden müstağnî idi. Halîfe, onu taltif ederek kendinden bir miktar hediye verdi ve:
“–Git bununla âilenin gönlünü al!” dedi.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Düşmanca Duygular
16/5/2009 -Kategori: Islam
Düşmanca Duygular
Bir kardeşimize darılsak bile, üç günden fazla küs durmayacağız Hele yolda karşılaşınca birimiz bir yana, diğerimiz öte yana başımızı çevirmeyeceğiz İlk önce selâm verenin en hayırlımız olduğunu bileceğiz (Buhârî, Edeb 62; Müslim, Birr 25)
Dargınlıklar asla düşmanca duygulara dönüşmeyecek Pazartesi ve Perşembe günleri yaptığımız işlerin Cenâb-ı Hakk’a arzedildiğini, Allah'tan başkasını tanrı yerine koymayan herkesin o gün bağışlandığını, yalnız din kardeşiyle aralarında düşmanlık bulunanların “Birbiriyle barışıncaya kadar onları bir yana bırakın!” diyerek bağışlanmayacağını hiç mi hiç unutmayacağız (Müslim, Birr 35, 36) Müslümana özel bu ilâhî affı asla kaçırmamak için hiçbir Müslümana düşmanlık beslemeyeceğiz
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Ne Zaman Ağlarsın Kendine?
22/8/2008 -Kategori: Islam
Ağla kendine... Ben Müslümanım deyip de ,islamiyeti yaşamadığında
Ağla kendine...Kardeşlerin aglarken senin kahkaların yükselince, onlar yokluk çekerken sen nimetleri küçümserken
Ağla kendine... Nefsinin arzuları önünde zayıf görünce, günahların önünde mükemmel olunca
Ağla kendine... Münkeri görüp de inkar etmediğinde ,hayırı görüp de hakir gördügünde
Ağla kendine... Film tesirinde kalıp da akıttıgın göz yaşlarına, Kur'an-ı Kerimi duyup da tesirinde kalmadığında
Ağla kendine... Yalan dünyanın peşinde koşarken Allah'a itaatte kimseyle yarışmazken
Ağla kendine... Namazın ibadetten adete, rahatlık saatinden sıkıntıya dönüşünce
Ağla kendine... Eşarbını toplum gereği örtündügünde , seni mecburen setrettiginde
Ağla kendine... Vaktini boş yere heder ettiginde, hesabı bilip de gaflette oldugunda
Ağla kendine... İbadetlerde lezzet ve huzuru bulamadığında
Ağla kendine... Sıkıntılarını hüzne boğduğunda, gecenin yarısına sahip oldugunu bildigin halde
Ağla kendine... Yanlış yolda oldugunu idrak ettiginde , ömrünün çoğu boşa geçtiginde
Ağla kendine... ALLAH (cc) için akmayan göz yaşlarına , ALLAH (cc) için atmayan adımlarına
Ağla kendine... Rabbine güzel bir dönüşle tövbe ederek yeni bir sayfa açarak
Sen de bilirsin ki tövbe kapısı açıktır
Can boğaza gelmedikçe
Ağla ki gözyaşların katılaşmış kalbe bir sel gibi aksın güller açsın yüreklerde
Ağla ki bu dünyada ukbada akmasın gözlerden yaşlar...
Yorum (3) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı